top of page

Okul Döneminde Çocuk ve Ebeveynin Ayrışma Süreci Üzerine

  • Yazarın fotoğrafı: Sıla Tülü
    Sıla Tülü
  • 1 Eki 2025
  • 2 dakikada okunur

Okulun ilk zamanları yalnızca çocuklar için değil, ebeveynler için de büyük bir değişim sürecidir. Okula yeni başlayan çocukların da, daha önce okula gitmiş olsa da yaz tatilinden sonra tekrar okula başlayan çocukların da okul bağlamında kendine ait bir alan kazanması ve kendi başına deneyimler yaşamaya başlaması; ebeveynin de bu yeni döneme duygusal olarak uyum sağlamasını beraberinde getirir. Bu süreçte çocuğun anne babadan ayrılmakta veya sınıfa alışmakta zorlanması, zaman zaman yalnızca çocuğun değil, ebeveynin de ayrışma sürecinde zorlanmasından kaynaklanabilir.


Bazen ebeveynler, çocuklarının yaşça küçük olmalarından dolayı, onların pek çok şeyi kendi başına yapamayacağı varsayımını sürdürebilirler. Oysa çocuklar, küçük yaşlarda da olsa, kendi ihtiyaçlarını fark edebilen ve bazılarını karşılayabilen, ebeveynlerinden ayrı bireylerdir. Ebeveynlerin bu yaklaşımı, sevgi ve koruma içgüdüsünden beslenen çok doğal bir eğilim olsa da, çocuklar büyüdükçe, kendi başına deneyim yaşamak, hata yapmak, çözüm üretmek ve seçim yapabilmek ister. Bu, gelişimsel bir ihtiyaçtır.


Ebeveynin çocuğunun büyümesini kabullenmesi, artık bazı şeyleri onun yerine yapmamayı ve kendi kapasitesini deneyimlemesine alan tanımayı da içerir. Örneğin çocuğun susadığında suyunu kendi almasına izin vermek ya da montunu veya ayakkabısını kendi giyebiliyorsa, giydirmeye müdahale etmeden onun giymesini beklemek – küçük ancak çocuğun bireyleşme süreci için çok değerli adımlardır. Pek çok şeyi çocuğun yerine ebeveynin yapması, kısa vadede kolay ya da koruyucu bir tutum gibi görünse de, uzun vadede çocuğun kendi kararlarını alabilme ve bir problemi çözebilme becerisini olumsuz yönde etkileyebilir. Bu durum, çocuğun bir problemle karşılaştığında ya da zorlayıcı bir duygu yaşadığında “ben üstesinden gelebilirim” inancını geliştirmesini güçleştirebilir.


Ayrışma süreci, ebeveyn için de duygusal olarak zorlayıcı olabilir; bu zorlanma, çocuğun ayrılma deneyimini de etkileyebilir. Çocuk, ebeveyninin bu ayrışmaya hazır olmadığını hissettiğinde, kendi içsel güvenini oluşturmakta zorlanabilir; yoğun ayrılık kaygısı, okula gitmekte isteksizlik ya da sınıfa uyum sağlamakta direnç gibi davranışlar gösterebilir. Çocuğun okula uyum sürecinde ebeveynin en kıymetli rolü, onun yanında olduğunu hissettirmek ancak alanını daraltmamaktır. Bazı zamanlarda vedalaşmalar, ebeveynin de ayrılmakta zorlanabildiği bu dönemin bir yansıması olarak uzayabilir. Ancak ebeveynin kararlı ve güven veren bir duruşla vedayı tamamlayabilmesi, çocuğa ayrılığın aynı zamanda güvenli bir süreç olduğunu hissettirir. Öğretmenin hem otoritesine hem sevgisine güven duymak ve sizin de işe ya da gününüze devam ettiğiniz gibi, onun da okula gitmekle sorumlu olduğunu hissettirmek, çocuğa “okulda da güvendesin” mesajını verir.


Unutmayalım ki ayrışmak, bağın zayıflaması anlamına gelmez, çocuğun gelişimsel bir ihtiyacıdır. Bir ebeveyn için zorlayıcı olsa da, bu süreç çocuğun hem içsel güvenini hem de dünyaya güven duygusunu adım adım inşa etmesine alan açar.

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


© 2025  Sıla Tülü. Tüm hakları saklıdır.

bottom of page